26 Mart 2017 Pazar    Günün tüm haberleri       Son dakika ekle       Künye       İletişim       Reklam       Üyelik   
ANA SAYFA EKONOMİ İŞ DÜNYASI GÜNDEM FİNANS DÜNYA MEDYA SPOR MAGAZİN
İş'te Gündem Google  
 
 
 
Değişim ve esas sorunlar!
  Deniz Gökçe    16 Ekim 2006 Pazartesi  

Bugün bazı Avrupa sayılarına bakalım. Bakalım da onlara acıyalım!

Avrupa'da birçok ülkede nüfus daralma trendinde. Göçmen almakta liberal olan ülkelerde bile, genelde kadın başına 2.1 çocuk doğumu, nüfusun aynı kalmasını sağlayacak parametre. Ama 2004 yılında İspanya'da kadın başına doğum oranı (Time dergisine göre) sadece 1.32, Almanya da 1.37, İtalya'da 1.33, en doğurgan Fransa'da bile 1.99 civarında! Çocuk doğuranlarda ise ortalama çocuk doğurma yaşı, 1991 yılında 27.4 iken şimdi 30 yaşına dayanmış, İspanya'da, ilk defa çocuk doğuranların yüzde 13'ü 40 yaşın üstünde. İngiltere'de ilk çocuğu 35 yaşın üstünde doğuranların sayısı son on beş yılda üç misline çıkmış.

Tüm Avrupalıların yüzde 13 kadarı kendi başlarında yaşamaktalar. Hane halkının yüzde 49 kadarı çocuksuz kadının mutsuz olacağını düşünmekte iken bu istatistik, 1973 sonrası doğan kadınlarda, yüzde 60 civarına düşmüş.

Katolik Güney Avrupa'da bile boşanma oranları çok artmakta. İtalya'da 1974 yılından bu yana, 2003 sayıları bile, boşanma oranlarında yüzde 71 artış olmuş. Fransa'da evlenme sayısında 1970 yılından bu yana yüzde 30 azalma olurken, 1970 yılında boşanma yüzde 2 düzeyinden bugün yüzde 44.9 düzeyine zıplamış. Fransa'da geçen yıl doğan tüm çocukların yüzde 48 kadarı evlilik dışı doğan çocuklar.

Yani Avrupa'da müthiş bir 'aile kavramı' değişikliği yaşanıyor. Kim çalışacak, kim vergi ödeyecek, kim yaşlıların emekliliklerini ödemeye katkı yapacak sorusu gündeme geliyor!

Tabii Türkiye'de de, Avrupa'dan farklı şekilde olsa da, müthiş 'coğrafi ve sosyal' değişim yaşanmakta. 1950 yılında kentsel nüfusun toplam nüfus içinde payı yüzde 15 civarında iken bugün yüzde 65 oranına dayanmış durumda. Tabii kentsel demek, kent hayatı yaşıyor, çağdaş yaşıyor demek değil, geçimini kentte sağlıyor demek.

Tarım sektörünün üretimdeki payının son 50 yılda yüzde 45 civarından yüzde 10 rakamına doğru düşmesi, tarımda istihdamın, son 15 yılda yüzde 45 civarından yüzde 25 düzeyine inmesi gibi olgular, geçen bir yılda 900 bin civarında kişinin tarımdan çıkıp, çoklukla hizmet sektöründe iş bulması ile sonuçlanmış bulunuyor. Tarım nüfusu son bir yılda, kayıtdışı dahil, 7.4 milyon kişiden 6.5 milyon kişiye inmiş bulunuyor. Bu aslında pozitif bir gelişme, ama kısa dönemde çok sorun yaratıyor.

Hizmet sektöründe ise üretimdeki pay (inşaat dahil) son 50 yılda yüzde 40 düzeyinden yüzde 65 düzeyine yollanmış. Hizmet sektöründeki istihdam (inşaat dahil) gene son 15 yılda yüzde 40 oranından yüzde 50 oranına çıkmış. Hizmet sektöründe çalışan sayısı ise son bir yılda (inşaat dahil) 10.4 milyondan 11.3 milyona çıkmış bulunuyor.

Sanayi sektöründe üretimin payı son elli yılda yüzde 15 düzeyinden yükselip yüzde 25-30 arasında dalgalanmaya başlarken, son 15 yılda sanayi sektörü toplam istihdamı yüzde 15'ten, yüzde 20'ye yükseldi. Son bir yılda sanayi sektörü istihdamı 4.0 milyon kişiden sadece 4.3 milyon kişiye artmış durumda. Sanayi kur nedeni ile kaybettiği rekabet gücünü, verimlilik artışı ile kazanmaya çalıştığından, sanayide istihdam sınırlı ölçüde artmakta.

İşsizlik ülke genelinde yüzde 10.3 civarında olsa da, tarım dışı kentsel işsizlik yüzde 13.2, genç nüfusta kentsel işsizlik ise yüzde 22.8. Felaket yani!

Zaten 2005 yılı sonunda 71.6 milyon nüfusumuzun sadece 24.6 milyonu işgücüne dahil (kayıtdışı dahil) pek çalışmıyoruz yani!

Ama daha da kötüsü var. Ezberimizde genç bir nüfusumuz olduğu yazılı olsa da yavaş yavaş da 'ihtiyarlamaya' başlıyoruz. Yaşlılarımız ise, kırdan kente geçişin sorunlarını en ağır yaşayanlar.

Radikal Gazetesi'nde Dr. İsmail Tufan tarafından aktarılan TUİK istatistiklerine göre, yaşlılarımızın yüzde 48 kadarı kronik hasta, 2 milyon yaşlı sosyal güvenlikten faydalanamıyor, yaşlıların yüzde 29 kadarı ancak başkalarının üzerinden sosyal güvenlik elde edebiliyor. Yaşı 60'ın üzerindeki her 10 kişiden 6 kadarı hiçbir sosyal güvenlik korumasına sahip bulunmuyor ve bunların yüzde 56.5 kadarı ise kadınlardan oluşuyor.

Bu arada sosyal güvenlik sistemimizin tümü de GSMH oranı olarak yüzde 4.5-5 arasında açık vermeye devam ediyor. Çünkü biz de insanları ortalama 46 yaşında emekli etmişiz! 18 yaşındaki, yani bebek-çocuk ölümleri hariç hayat beklentisi de ortalama 77 yılı geçmiş bulunuyor. Devletin şu anda sosyal güvenliğe para ödeyen aktif çalışanlara ve emekli olmuş olup, emeklilik ödemesi ve sağlık hizmeti almaya devam edecek pasif üyelerine toplam borcu ise Türkiye'nin toplam iç ve dış borcundan, kat be kat büyük. Bu miktarlar (adına 'implicit government debt' deniyor) borç istatistiklerinde gözükmüyor. Daha da genel sağlık konularını konuşmadık!

Esas zor ve çözüm bekleyen sorunlarımız bunlar!

Akşam


Bu yazı 766 defa okunmuştur.
 Yorumlar  -   Yorum Ekle                        Toplam 0 yorum var.  Tümünü göster

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın Diğer Yazıları
 
  Yazarlar
Şükrü Kızılot

Sosyal güvenlik 2007’de de kara delik
 
Reha Muhtar

Medya-Siyaset-Ticaret
 
Yılmaz Özdil

Al sancak Alsancak'ta
 
Mahmut Övür

'Vahşi milliyetçilik yükseliyor'
 
Cengiz Çandar

Hrant’ın katili Ogün olmayabilir mi?
 
Soner Yalçın

Demokrat Parti’nin ’balans ayarı’
 
Mehmet Altan

Biraz daha gayret...
 
Yavuz Donat

"Cumhur" ne diyor?
 
Hasan Cemal

Çankaya, TÜSİAD, Baykal!
 
Mehmet Barlas

Sadece "Terörle mücadele" gündemli bir siyaset olamaz...
 
Yalçın Doğan

Dünyada en iyi korunan kişi
 
Hurşit Güneş

Gordon Brown ile Tayyip Erdoğan farkı
 
Salih Neftçi

TCMB ve faizler... Ve ‘kaz’
 
İsmail Küçükkaya

Türkiye'nin radikalleşmesi
 
Metin Münir

Hey çocuklar! Ben rap’çi oldum!
 
Bekir Çoşkun

İzmir’de deli dalgalar...
 
Prof. Dr. Aydın Ayaydın

Ülker, Petkim ihalesinde Efes'le birlikte ter dökecek
 
Meliha Okur

Irak'ta Saddam yönetimin devrilmesinin nedeni...
 
Şamil Tayyar

İspatlamazsan şerefsizsin
 
Engin Ardıç

Atatürk üşümez, acıkmaz, yorulmaz
 
Can Dündar

Anadolu’da seks patlaması
 
Güler Kömürcü

Yeni şifre; Suryoyo
 
Serhan Ada

Karadikenin cinsiyeti
 
Emin Çölaşan

Sözcü’nün kitabı ikinci bölüm
 
Sami Kohen

Özür krizi
 
Ali Saydam

Kim olursan ol, yine de ölç!
 
Deniz Gökçe

Meğer Çin'in de kamu borcu çok büyükmüş
 
Şelale Kadak

Kazanan bir takımı değiştirmek aptallık olurdu!
 
Mehmet Ali Birand

Barzani bizi neden bu kadar sinirlendiriyor?
 
Fatih Altaylı

Yayına devam
 
Ergun Babahan

Vatan haini
 
Oktay Ekşi

Gül’ün müjdeleri...
 
Murat Yetkin

MİT'ten 80'inci yılında önemli uyarılar
 
Enis Berberoğlu

Saddam, idamdan 2 gün önce korkudan bayılmış
 
Ahmet Hakan

Her şeyin bedeli var
 
Hıncal Uluç

İş dünyası aslında ne istiyor?..
 
Ahmet Kekeç

Ölçtürün, bakalım ne kadar hainsiniz!
 
Onur Baştürk

Striptizci Aylin e yardım eli
 
Ertuğrul Özkök

Sarmaş dolaş Federasyon Başkanı
 
Serdar Turgut

Penis özgürdür ama kırılgandır
 
  En Popüler Haberler
 
  Hava Durumu
  İstanbul
Pazar Pazartesi  Salı 
7 / 10 °C 5 / 12 °C 4 / 14 °C
 
 
  Üye Girişi
  Üye Adı :
  Şifre :
 
Üye Ol
Şifremi Unuttum
 
 
 
ANA SAYFA   |   GÜNÜN TÜM HABERLERİ   |   ARŞİV   |   ZİYARETÇİ DEFTERİ   |   KÜNYE   |   REKLAM   |   İLETİŞİM

İş'te Gündem'nda yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı İş'te Gündem sorumlu tutulamaz.