26 Mayıs 2017 Cuma    Günün tüm haberleri       Son dakika ekle       Künye       İletişim       Reklam       Üyelik   
ANA SAYFA EKONOMİ İŞ DÜNYASI GÜNDEM FİNANS DÜNYA MEDYA SPOR MAGAZİN
İş'te Gündem Google  
 
 
 
Kutunun içi kadar dışı da önemlidir
  Ali Saydam    21 Ekim 2006 Cumartesi  

Jenerik marka olmak kolay iş değildir. Gilette (Jilet) gibi, Nescafe gibi, Orkid gibi, Selpak gibi... Marka yönetiminde en yüksek mertebedir... Jenerik marka durumunu korumak ise, neredeyse onu oluşturmak kadar zordur. Sürekli tetikte olacaksın. Kendini yenileyeceksin. Rekabeti gözden kaçırmayacaksın...

Selpak ile derdim vardı. Kutu tasarımı yüzünden. Arabaya binerim bir bakarım; üzerinde çizgi roman kahramanları bulunan bir kutu... Ya da bayanları hedefleyen desenler... Sinir olurdum. Taktım kafaya. İçine Selpak kutusunun yerleştirilebileceği şık kutular aramaya başladım. Nafile... Sorun çözülmedi yani. Geçen yıl gibi teslim oldum. Aramayı bıraktım...

Bugün postadan kocaman bir Selpak kutusu çıktı... İçinde 10 kadar değişik kutu tasarımı... Bana göre olanlar da var. 'Tamam!' dedim, 'Benim gibilerinin sesini duymuşlar nihayet! Biraz geç kaldılar; ama kutu üzerindeki görselleri çok güzel tasarlamışlar!'...

'Kardeşim, alt tarafı kağıt mendil. Ne yapacaksın kutusunu?' diyenleri duyar gibiyim. 'Biçim mi işlevin peşinden gitmelidir; yoksa işlev mi biçime egemen olmalıdır?' tartışmasında ben işlevcilerden yana değilim... Önce gözüm ruhum tatmin olacak. O yüzden dış cephesi özenli binalar her zaman daha çok heyecan vermiştir bana. Halkımız da öyle düşünür... Eşitler arasında sevdiğini tercih eder... Selpak doğrusunu yapmış yani... Bir de deriden ya da kadife gibi şık bir kumaştan, içlerine yerleştirilmiş olan kağıt mendil kutlarının bittikçe değiştirilebileceği, klasik ama keyifli kutular yaptırsa...

                                             ***

Danone sandviç durumundan sıyırdı

Fransa Parlamentosu'nun aldığı karara karşı Türkiye'deki Fransız şirketlerinin büyük bir kısmı iki arada bir derede kaldılar. Buna 'İki cami arasında beynamaz durumu' da denebilir. Kolay iş değil aşağıya tükürseler sakal, yukarıya tükürseler bıyık. Bir an için tam tersini düşünün. TBMM Almanya'yı kızdıracak bir karar taslağını onaylamış. Siz de Almanya'da faaliyet gösteren bir Türk şirketisiniz. Ne yapacaksınız? Bizim TBMM'yi kınasanız, sizi Türkiye'de ipe çekecekler; kınamasanız Almanya'da...

Bu tipik sandviç durumu içinde bocalayan ve/veya abuk sabuk işler yapan Fransız şirketlerinin arasından Danone büyük bir başarı ile farklılaşarak sıyrıldı. Şirket Kasım sonuna kadar sosyal paydaşlarından toplayacağı 23 bin imzayı Fransa'ya iletmeye karar verdi. İmzalanacak metinde şöyle yazıyor: 'Fransız Senatosu üyelerine, Fransız Ulusal Meclisi'nin sözde Ermeni soykırımının inkarını suç sayan yasa tasarısını onaylamasının, bu hassas konu hakkında açık ve yapıcı iletişim ortamının sürdürülmesine engel olacağına inanıyoruz. Dolayısıyla siz Fransız Senatosu üyelerini, bu kaygımızı göz önüne alarak, demokrasi ve ifade özgürlüğü değerlerine sadık kalmaya ve ilgili yasayı reddetmeye davet ediyoruz. Danone Türkiye Ailesi.'

Danone son derece demokratik ve etkili bir yol seçmiş. Diğer Fransız şirketleri de etrafta sadece konuşacaklarına bu tür eylemlere yönelseler...

Jenerik marka olmak kolay iş değildir. Gilette (Jilet) gibi, Nescafe gibi, Orkid gibi, Selpak gibi... Marka yönetiminde en yüksek mertebedir... Jenerik marka durumunu korumak ise, neredeyse onu oluşturmak kadar zordur. Sürekli tetikte olacaksın. Kendini yenileyeceksin. Rekabeti gözden kaçırmayacaksın...

Selpak ile derdim vardı. Kutu tasarımı yüzünden. Arabaya binerim bir bakarım; üzerinde çizgi roman kahramanları bulunan bir kutu... Ya da bayanları hedefleyen desenler... Sinir olurdum. Taktım kafaya. İçine Selpak kutusunun yerleştirilebileceği şık kutular aramaya başladım. Nafile... Sorun çözülmedi yani. Geçen yıl gibi teslim oldum. Aramayı bıraktım...

Bugün postadan kocaman bir Selpak kutusu çıktı... İçinde 10 kadar değişik kutu tasarımı... Bana göre olanlar da var. 'Tamam!' dedim, 'Benim gibilerinin sesini duymuşlar nihayet! Biraz geç kaldılar; ama kutu üzerindeki görselleri çok güzel tasarlamışlar!'...

'Kardeşim, alt tarafı kağıt mendil. Ne yapacaksın kutusunu?' diyenleri duyar gibiyim. 'Biçim mi işlevin peşinden gitmelidir; yoksa işlev mi biçime egemen olmalıdır?' tartışmasında ben işlevcilerden yana değilim... Önce gözüm ruhum tatmin olacak. O yüzden dış cephesi özenli binalar her zaman daha çok heyecan vermiştir bana. Halkımız da öyle düşünür... Eşitler arasında sevdiğini tercih eder... Selpak doğrusunu yapmış yani... Bir de deriden ya da kadife gibi şık bir kumaştan, içlerine yerleştirilmiş olan kağıt mendil kutlarının bittikçe değiştirilebileceği, klasik ama keyifli kutular yaptırsa... 

                                             ***

Danone sandviç durumundan sıyırdı

Fransa Parlamentosu'nun aldığı karara karşı Türkiye'deki Fransız şirketlerinin büyük bir kısmı iki arada bir derede kaldılar. Buna 'İki cami arasında beynamaz durumu' da denebilir. Kolay iş değil aşağıya tükürseler sakal, yukarıya tükürseler bıyık. Bir an için tam tersini düşünün. TBMM Almanya'yı kızdıracak bir karar taslağını onaylamış. Siz de Almanya'da faaliyet gösteren bir Türk şirketisiniz. Ne yapacaksınız? Bizim TBMM'yi kınasanız, sizi Türkiye'de ipe çekecekler; kınamasanız Almanya'da...

Bu tipik sandviç durumu içinde bocalayan ve/veya abuk sabuk işler yapan Fransız şirketlerinin arasından Danone büyük bir başarı ile farklılaşarak sıyrıldı. Şirket Kasım sonuna kadar sosyal paydaşlarından toplayacağı 23 bin imzayı Fransa'ya iletmeye karar verdi. İmzalanacak metinde şöyle yazıyor: 'Fransız Senatosu üyelerine, Fransız Ulusal Meclisi'nin sözde Ermeni soykırımının inkarını suç sayan yasa tasarısını onaylamasının, bu hassas konu hakkında açık ve yapıcı iletişim ortamının sürdürülmesine engel olacağına inanıyoruz. Dolayısıyla siz Fransız Senatosu üyelerini, bu kaygımızı göz önüne alarak, demokrasi ve ifade özgürlüğü değerlerine sadık kalmaya ve ilgili yasayı reddetmeye davet ediyoruz. Danone Türkiye Ailesi.'

Danone son derece demokratik ve etkili bir yol seçmiş. Diğer Fransız şirketleri de etrafta sadece konuşacaklarına bu tür eylemlere yönelseler...

                                              ***


Bu seminer kaçmaz

Dostlarım konusunda son derece sübjektifimdir. Bütün insanlar gibi. Birini seviyor ya da beğeniyorsanız, 'Nasıl köfte yapar?' diye sorduklarında, 'Şahane!' diye yanıt verebilirsiniz. Köftesini hiç yememiş olsanız da... Kafalarımızda böyle bir algılama filtresi vardır... Pozitif yönde de çalışır negatif yönde de... Birini sevmediniz mi de; o kişi ağzıyla kuş tutsa nafiledir... En iyi yaptığı işi bile beğenmeyebiliriz...

Dücane Cündioğlu da benim için biraz gözü kapalı referans olacağım düşünce adamlarından biridir... Şu sıra yayına hazırladığı ve birincisi piyasaya çıkmış olan Cemil Meriç kitaplarını okuyun, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Verdiğim seminer ve eğitimlerde sık sık karşılaştığım sorudur: 'Ne okuyalım hocam? Ne yapalım?' Solculuk yıllarım olsaydı iş kolaydı. George Politzer'in Felsefenin Temel İlkeleri adlı kitabını tavsiye ederdim; olur biterdi. Onu okudunuz mu hayatınız değişiverirdi(!) çünkü. Şimdilerde bu kadar kolay değil işler... Bu nedenle ne okunması gerektiği ile ilgili sübjektif görüşlerimi Algılama Yönetimi adlı kitabın sonunda belirtmeye çalıştım. Şimdi bunlara bir de Cündioğlu'nun Atatürk Kitaplığı'nda verdiği Mantık ve Dilbilim Tartışmaları adlı eğitimini eklemek istiyorum... Dücane Bey'in bu yıl 'Metafizik' ana temasına ayırdığı seminerleri 17 Ekim Salı günü başladı. Birinciyi kaçırdınız. İkincisi, 31 Ekim Salı 18.30; sonra 7 ve 14 Kasım... Ayda iki kez olmak üzere Mayıs'a kadar devam edecekmiş...

Bilgili olmakla bilge olmak arasındaki ince geçişi yakalamak istiyorsanız; Cündioğlu'nun etkileşimli konferanslarını kaçırmayın. Giriş ücretsizmiş... Yani, kendiniz için kıymetli bir şey yapmamak adına hiçbir mazeretiniz yok...

                                               ***

Bu seminer kaçmaz

Dostlarım konusunda son derece sübjektifimdir. Bütün insanlar gibi. Birini seviyor ya da beğeniyorsanız, 'Nasıl köfte yapar?' diye sorduklarında, 'Şahane!' diye yanıt verebilirsiniz. Köftesini hiç yememiş olsanız da... Kafalarımızda böyle bir algılama filtresi vardır... Pozitif yönde de çalışır negatif yönde de... Birini sevmediniz mi de; o kişi ağzıyla kuş tutsa nafiledir... En iyi yaptığı işi bile beğenmeyebiliriz...

Dücane Cündioğlu da benim için biraz gözü kapalı referans olacağım düşünce adamlarından biridir... Şu sıra yayına hazırladığı ve birincisi piyasaya çıkmış olan Cemil Meriç kitaplarını okuyun, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Verdiğim seminer ve eğitimlerde sık sık karşılaştığım sorudur: 'Ne okuyalım hocam? Ne yapalım?' Solculuk yıllarım olsaydı iş kolaydı. George Politzer'in Felsefenin Temel İlkeleri adlı kitabını tavsiye ederdim; olur biterdi. Onu okudunuz mu hayatınız değişiverirdi(!) çünkü. Şimdilerde bu kadar kolay değil işler... Bu nedenle ne okunması gerektiği ile ilgili sübjektif görüşlerimi Algılama Yönetimi adlı kitabın sonunda belirtmeye çalıştım. Şimdi bunlara bir de Cündioğlu'nun Atatürk Kitaplığı'nda verdiği Mantık ve Dilbilim Tartışmaları adlı eğitimini eklemek istiyorum... Dücane Bey'in bu yıl 'Metafizik' ana temasına ayırdığı seminerleri 17 Ekim Salı günü başladı. Birinciyi kaçırdınız. İkincisi, 31 Ekim Salı 18.30; sonra 7 ve 14 Kasım... Ayda iki kez olmak üzere Mayıs'a kadar devam edecekmiş...

Bilgili olmakla bilge olmak arasındaki ince geçişi yakalamak istiyorsanız; Cündioğlu'nun etkileşimli konferanslarını kaçırmayın. Giriş ücretsizmiş... Yani, kendiniz için kıymetli bir şey yapmamak adına hiçbir mazeretiniz yok...

Akşam


Bu yazı 920 defa okunmuştur.
 Yorumlar  -   Yorum Ekle                        Toplam 0 yorum var.  Tümünü göster

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın Diğer Yazıları
 
  Yazarlar
Şükrü Kızılot

Sosyal güvenlik 2007’de de kara delik
 
Reha Muhtar

Medya-Siyaset-Ticaret
 
Yılmaz Özdil

Al sancak Alsancak'ta
 
Mahmut Övür

'Vahşi milliyetçilik yükseliyor'
 
Cengiz Çandar

Hrant’ın katili Ogün olmayabilir mi?
 
Soner Yalçın

Demokrat Parti’nin ’balans ayarı’
 
Mehmet Altan

Biraz daha gayret...
 
Yavuz Donat

"Cumhur" ne diyor?
 
Hasan Cemal

Çankaya, TÜSİAD, Baykal!
 
Mehmet Barlas

Sadece "Terörle mücadele" gündemli bir siyaset olamaz...
 
Yalçın Doğan

Dünyada en iyi korunan kişi
 
Hurşit Güneş

Gordon Brown ile Tayyip Erdoğan farkı
 
Salih Neftçi

TCMB ve faizler... Ve ‘kaz’
 
İsmail Küçükkaya

Türkiye'nin radikalleşmesi
 
Metin Münir

Hey çocuklar! Ben rap’çi oldum!
 
Bekir Çoşkun

İzmir’de deli dalgalar...
 
Prof. Dr. Aydın Ayaydın

Ülker, Petkim ihalesinde Efes'le birlikte ter dökecek
 
Meliha Okur

Irak'ta Saddam yönetimin devrilmesinin nedeni...
 
Şamil Tayyar

İspatlamazsan şerefsizsin
 
Engin Ardıç

Atatürk üşümez, acıkmaz, yorulmaz
 
Can Dündar

Anadolu’da seks patlaması
 
Güler Kömürcü

Yeni şifre; Suryoyo
 
Serhan Ada

Karadikenin cinsiyeti
 
Emin Çölaşan

Sözcü’nün kitabı ikinci bölüm
 
Sami Kohen

Özür krizi
 
Ali Saydam

Kim olursan ol, yine de ölç!
 
Deniz Gökçe

Meğer Çin'in de kamu borcu çok büyükmüş
 
Şelale Kadak

Kazanan bir takımı değiştirmek aptallık olurdu!
 
Mehmet Ali Birand

Barzani bizi neden bu kadar sinirlendiriyor?
 
Fatih Altaylı

Yayına devam
 
Ergun Babahan

Vatan haini
 
Oktay Ekşi

Gül’ün müjdeleri...
 
Murat Yetkin

MİT'ten 80'inci yılında önemli uyarılar
 
Enis Berberoğlu

Saddam, idamdan 2 gün önce korkudan bayılmış
 
Ahmet Hakan

Her şeyin bedeli var
 
Hıncal Uluç

İş dünyası aslında ne istiyor?..
 
Ahmet Kekeç

Ölçtürün, bakalım ne kadar hainsiniz!
 
Onur Baştürk

Striptizci Aylin e yardım eli
 
Ertuğrul Özkök

Sarmaş dolaş Federasyon Başkanı
 
Serdar Turgut

Penis özgürdür ama kırılgandır
 
  En Popüler Haberler
 
  Hava Durumu
  İstanbul
Cuma Cumartesi  Pazar 
12 / 23 °C 15 / 22 °C 15 / 21 °C
 
 
  Üye Girişi
  Üye Adı :
  Şifre :
 
Üye Ol
Şifremi Unuttum
 
 
 
ANA SAYFA   |   GÜNÜN TÜM HABERLERİ   |   ARŞİV   |   ZİYARETÇİ DEFTERİ   |   KÜNYE   |   REKLAM   |   İLETİŞİM

İş'te Gündem'nda yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı İş'te Gündem sorumlu tutulamaz.