22 Mayıs 2017 Pazartesi    Günün tüm haberleri       Son dakika ekle       Künye       İletişim       Reklam       Üyelik   
ANA SAYFA EKONOMİ İŞ DÜNYASI GÜNDEM FİNANS DÜNYA MEDYA SPOR MAGAZİN
İş'te Gündem Google  
 
 
 
Muhalefet krizi tarihi yanılgının sonucudur
  Mehmet Barlas    6 Mart 2007 Salı  
Türk siyasetini tarihi yanılgılar içinde yorumluyoruz. Genellikle de sebeplerle sonuçları karıştırmaktayız.
Örneğin ANAP, Turgut Özal Çankaya'ya çıkıp partisinin başını boş bıraktı diye 1991 seçimlerinde gerilemedi ki. ANAP Özal'ın Genel Başkan olduğu dönemin sonunda zaten yıpranma sürecine girmiş ve yerel seçimlerde büyük bir hezimet yaşamıştı. Turgut Özal Çankaya'ya çıkarak, kendisini bu sürecin dışında tutmayı da denedi.
Aynı şekilde Demirel Çankaya'ya çıktığı için DYP gerilemedi ki. Merkez-sağdaki bölünme dolayısıyla DYP zaten gerilemişti ve DYP ancak SHP ile koalisyon kurarak iktidar olabilmişti..
Bugünkü siyasal koşullar içinde Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olup, AK Parti'yi Abdullah Gül'e bırakırsa, Kasım genel seçimlerinde bu partinin gerileyeceği yargısına varmak çok doğru olmaz. Çünkü kamuoyu yoklamalarına göre AK Parti inişte değil.
Bu noktada iktidardaki partinin durumundan ziyade, muhalefetin neden güçlenmediğini anlamaya dönük tahliller yapılmalıdır.

RAKİPSİZ İKTİDAR
Çeşitli çevrelerden çok farklı kesimlere mensup insanlarla yaptığımız görüşmelerden anlıyoruz ki, AK Partili olmayan ve bu partinin kökenindeki Milli Görüş ideolojisine temelden karşı olanlar bile, "İstikrar 4-5 yıl daha sürsün" gerekçesiyle, bu partinin iktidarda kalması beklentisi içindeler.
"İstikrar" kavramının somut içeriğinde ise, ekonomiye bakış açısı, yabancı sermayeye dönük olumlu yaklaşım, AB üyeliği için gösterilen çabalar, dış ilişkilerde izlenen ılımlı yol da var.
Yani AK Parti'nin hala rakipsiz iktidar adayı olarak görülmesinin ana nedeni bu partinin geniş kitleler tarafından tartışmasız benimsenmesinden çok, özellikle ana muhalefet olan CHP'nin siyasal çizgisinin AK Partili olmayan merkezdeki kitlelerde ürküntü yaratmasıdır.
Dünkü Posta'daki yazısında Rauf Tamer, bu durumu şu cümlelerle çok güzel özetlemişti:
- Bu parti, başında Erdoğan'la seçime giderse mi daha çok oy alır, yoksa Erdoğansız giderse mi? Bunu kimse tahmin edemiyor. Yapılan bütün anketler, şimdiki şartlara göre, yani Erdoğanlı bir partiye endekslenerek yapılmıştır. Erdoğansız bir anket görmedik henüz... Mesela Abdullah Gül'ün performansını kimse ölçmedi. Bu yüzden ben de bir yorum yapamıyorum. Ama yaz ayları başlamadan, bu bulgular size ulaşacaktır. Keşke Baykalsız bir CHP'yi de test edebilseydik.
Kanımızca CHP'nin şu anda izlediği politika "Tarihi yanılgılar"a örnek olarak verilebilir.

KÖKTEN DEVLETÇİ
CHP varlık sebebi ile, Türkiye'de modernleşmenin, Batılılaşmanın, demokratikleşmenin, özgürlüklerin partisi olmak konumuna gelmiştir. Atatürk'ün 1920'lerde gerçekleştirdiği reformlar ve özellikle laiklik olmasaydı ve İnönü 1946'da demokrasiye geçme kararını almasaydı, bugün Türkiye AB'nin üye adayı olamazdı. Olsa olsa, Pervez Müşerref'in Pakistan'ı gibi, ABD'nin değerli bir müttefiki olurduk.
Bugünkü CHP ise, "Kökten devletçi" bir parti kimliğinde kendi geçmişini yok sayan bir "3'üncü Dünyacı Parti" görünümü veriyor. Eskiden resmi ideoloji ile başı derde giren yazarların, düşüncelerin arkasında CHP bulunurdu. Bugün ise CHP Orhan Pamuk'un Nobel almasına sevinmiyor, 301'inci maddeye bekçilik ediyor, Hrant Dink suikasti arkasından gösterilen uygar dayanışmaya karşı çıkıyor. CHP'nin söylemlerinden bu partinin AB'ye karşı olduğunu, Irak'a askeri müdahale gibi bir macerayı pompaladığını falan izliyorsunuz.

TARİHİ YANILGI
Yani bugünkü CHP'nin iktidar adayı olması, geniş ve tarafsız kitlelerde istikrarsızlık işareti olarak algılanabilir.
İşte bu tarihi yanılgıdan kaynaklanan bir durumdur. Sol-sağ kamplaşmasının bittiği, doktriner ideolojilerin müzelik olduğu, "Amerikan Rüyası"nın balon gibi söndüğü bir yeni dünyada, sade sosyal demokratların değil muhafazakarların da sarıldığı yükselen değerler, AB'nin yazılı hale getirdiği "Kopenhag Kriterleri"dir şimdi. Laikliğin çağdaş bekçiliğinin temel göstergeleri de, Kopenhag Kriterleri'nin içeriğinde vardır. Ve sadece laiklik bile başörtüsü kavgasına sıkıştırılamayacak kadar derin ve evrensel boyutlara sahiptir.
Kısacası CHP her konuda reaksiyoner devletçi olmak yerine, Kopenhag Kriterleri'nin sahipliğini AK Parti'nin elinden alabilseydi, dünyalı olmanın öncülüğünü yapsaydı, bugün kimse "AK Parti alternatifsiz iktidar adayı" diyemezdi.
Bir başka deyişle Deniz Baykal, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in çizgisini izlediği kadar, toplumun yarına ve vizyona dönük beklentilerine de kulak verseydi, bugünkü tarihi yanılgının rejisörü olmazdı.

Bu yazı 800 defa okunmuştur.
 Yorumlar  -   Yorum Ekle                        Toplam 0 yorum var.  Tümünü göster

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın Diğer Yazıları
 
  Yazarlar
Şükrü Kızılot

Sosyal güvenlik 2007’de de kara delik
 
Reha Muhtar

Medya-Siyaset-Ticaret
 
Yılmaz Özdil

Al sancak Alsancak'ta
 
Mahmut Övür

'Vahşi milliyetçilik yükseliyor'
 
Cengiz Çandar

Hrant’ın katili Ogün olmayabilir mi?
 
Soner Yalçın

Demokrat Parti’nin ’balans ayarı’
 
Mehmet Altan

Biraz daha gayret...
 
Yavuz Donat

"Cumhur" ne diyor?
 
Hasan Cemal

Çankaya, TÜSİAD, Baykal!
 
Mehmet Barlas

Sadece "Terörle mücadele" gündemli bir siyaset olamaz...
 
Yalçın Doğan

Dünyada en iyi korunan kişi
 
Hurşit Güneş

Gordon Brown ile Tayyip Erdoğan farkı
 
Salih Neftçi

TCMB ve faizler... Ve ‘kaz’
 
İsmail Küçükkaya

Türkiye'nin radikalleşmesi
 
Metin Münir

Hey çocuklar! Ben rap’çi oldum!
 
Bekir Çoşkun

İzmir’de deli dalgalar...
 
Prof. Dr. Aydın Ayaydın

Ülker, Petkim ihalesinde Efes'le birlikte ter dökecek
 
Meliha Okur

Irak'ta Saddam yönetimin devrilmesinin nedeni...
 
Şamil Tayyar

İspatlamazsan şerefsizsin
 
Engin Ardıç

Atatürk üşümez, acıkmaz, yorulmaz
 
Can Dündar

Anadolu’da seks patlaması
 
Güler Kömürcü

Yeni şifre; Suryoyo
 
Serhan Ada

Karadikenin cinsiyeti
 
Emin Çölaşan

Sözcü’nün kitabı ikinci bölüm
 
Sami Kohen

Özür krizi
 
Ali Saydam

Kim olursan ol, yine de ölç!
 
Deniz Gökçe

Meğer Çin'in de kamu borcu çok büyükmüş
 
Şelale Kadak

Kazanan bir takımı değiştirmek aptallık olurdu!
 
Mehmet Ali Birand

Barzani bizi neden bu kadar sinirlendiriyor?
 
Fatih Altaylı

Yayına devam
 
Ergun Babahan

Vatan haini
 
Oktay Ekşi

Gül’ün müjdeleri...
 
Murat Yetkin

MİT'ten 80'inci yılında önemli uyarılar
 
Enis Berberoğlu

Saddam, idamdan 2 gün önce korkudan bayılmış
 
Ahmet Hakan

Her şeyin bedeli var
 
Hıncal Uluç

İş dünyası aslında ne istiyor?..
 
Ahmet Kekeç

Ölçtürün, bakalım ne kadar hainsiniz!
 
Onur Baştürk

Striptizci Aylin e yardım eli
 
Ertuğrul Özkök

Sarmaş dolaş Federasyon Başkanı
 
Serdar Turgut

Penis özgürdür ama kırılgandır
 
  En Popüler Haberler
 
  Hava Durumu
  İstanbul
Pazartesi Salı  Çarşamba 
13 / 17 °C 13 / 21 °C 12 / 18 °C
 
 
  Üye Girişi
  Üye Adı :
  Şifre :
 
Üye Ol
Şifremi Unuttum
 
 
 
ANA SAYFA   |   GÜNÜN TÜM HABERLERİ   |   ARŞİV   |   ZİYARETÇİ DEFTERİ   |   KÜNYE   |   REKLAM   |   İLETİŞİM

İş'te Gündem'nda yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı İş'te Gündem sorumlu tutulamaz.